--

AŞK VE İNSAN ÜZERİNE

Herşeyden önce platonun idealar teorisine değinmem gerektiğine inanıyorum. Hayatta gördüğümüz herşeyin bir ideası vardır. İnsanlar arkaları dünyaya dönük yüzleri bir Mağara duvarına bakar şekilde otururlar. En arkada ateş yanmaktadır. Ve idealar bu ateşin önünden geçerler. Sırtları ideaya dönük zincirlenmiş hareket edemeyen insanlar duvarda bu ideaların gölgelerini görürler. Her görüntü bir ideanın farklı yansımalarıdır. Filozoflar zincirlerini kırıp sağa sola hatta arkalarındaki idealara bakabilen insanlardır.

İşte insanın da bir ideası vardır. Kusursuz insan. ve hepimiz birer gölgeyiz aslında. orjinali kadar mükemmel değiliz ama yine de ideanın yansımasıyız. Temel de hepimiz aynıyız. Aynı acıları çekip aynı olaylarda üzülüyoruz. Ancak gölgelerin birbirinden farklı olmasından dolayı kimi çok üzülüyor kimi ağlıyor kimi ise gülüp geçiyor. Demek oluyor ki insanları anlamak için önce kendimizi anlamamız gerekiyor. Biz neyiz, ben neyim, ben neden böyle hissediyorum? Temel sorular bunlar. Freud'un da dediği gibi psikanaliz insanın önünce kendisini anlamasından başlar.

Böylece empatinin de önemini vurgulamış oldum. Karşındakini anlayabilmek. Ona yardım etmenin onu daha çok sevindirmenin yolu buradan geçer. Böylece etrafımızdakiler daha mutlu olur ve etrafımız daha pozitif olduğu için hayatımız daha renkli geçmeye başlar.

Aynı zamanda konu aşka gelince şunu söylemem de yerinde olacaktır. Aşk karşındaki insanı idea olarak görmektir. Bu durum elbette kısa sürecektir. Çünkü insanlar yeni ilişkiye başladıkları tanımadıkları insanlara ideaları yüklemektedir. nitekim hayal kırıklığı ile sonuçlanacaktır. kimse idea olamaz. böylece bilinmeyene olan merakın insanın ideayı bulma arzusunun dışa vurumu olarak değerlendirilebilir. Yani gerçekçilikten uzak hayalperest bir düşüncedir. Ancak zamanla olgunlaşma ile kurtulunabilir.

Peki sevgi nedir aşk nedir? gerçek sevgi nedir?

gerçek sevgi bilgiye duyulan sevgidir. insanın karşısındakinden birşeyler almasıyla doğar. sevdiğimiz insan aslında bize birşeyler verdiği birşeyler öğrettiği için sevilmeyi haketmiştir. Peki aşk nedir? insanın bedensel arzularının dışa vurumudur. mazoşist duyguların hayvansal ihtiyaçlar doğrultusunda doyurulmasıdır. ilk görüşte aşk mı? tanımadığın bir insanla ilk görüşte sadece cinsel ilişki istenir, bedenine dokunmak. peki o sana ne kadar bilgi verebilir? bilemezsin. onu görünce ellerin mi titredi? sadece onun bedenini istiyorsun demektir. çünkü sendeki reaksiyon zaten fiziksel.

bilinmeyene olan merak mı? sadece insanın kendini kontrol edememesi, fiziksel olarak kendini doyurma arzusudur. Peki kadınlarda mı böyle? özellikle muhafazakar olarak bildiğimiz Türk kadınları? evet. hatta daha üst boyutlarda. doğumdan itibaren duyguları bastırma güdüsü verilir kadınlara. bastırılan şey ortaya çıkmak için farklı yöntemler bulur. ama açığa çıkmak için bir fırsat bulduğunda deli gibi savrulur oradan buraya

Peki ilişkide nasıl mutlu olunur? hayatta hepimizin rolleri var. Oynamak zorunda olduğumuz bozmamamız gereken. sevgilimizin yanında da oynarız. onun yanında sevgiliyi oynarız. mutlu olduğumuz insan oynadığımız rolde en az zorlandığımız insandır. kendimize en yakın rolü yaptığımıza emin olduğumuzda onu bulduk demektir. ve bilgiyi paylaşabildiğimizde.

Aşk mı? Tamamen hikaye, hayalperestlik don kişotluk. önemli olan her zaman için bilgiyi paylaşabilmek, anlaşabilmek, rol yaparken zorlanmamak

Onur ÖNER